10 Ekim 2014

Yutma Fobisi Vol.6 : Doğaçlama

Dün 5. seansıma gittim. 4. senasta suyu hissederek içerken korkacak bir şey olmadığını çalışmamız için su getirmem gerektiğini konuşmuştuk. Aldım sularımı gittim tıpış tıpış.

Her seansın başında olduğu gibi son görüşmemizden bu yana neler oldu onu konuşmaya başladık. Bayramda eşimin kuzeninin düğünü için Mersin’ e gittiğimi ve beni en zorlayan şeyin tanımadığım kişilerle ve ortamlarda yemek yemek olduğunu, çoğu zaman insanları bekletmemek adına “doydum” diyerek aç kalktığımı anlattım. Bunun üzerine konuştuk.

“Neden aç kalkmayı tercih ettin. Yemeğini yemeye devam etsen ne olurdu?”

“Gözler üstüme çevrilirdi, bunu istemiyorum.”

“Çevrilsin, ne olurdu yani. Bu bir olay. Seni rahatsız eden o olayla ilgili hissettiğin şeyler. Ne hissediyorsun da fark etmesinler istiyorsun.”

“Her yemeğin konusunun ben olmamdan sıkıldım. Yine az yedin, aman da ne yavaş yedin gibi diyaloglara konu olmak istemiyorum.”

“Tamam ama olsa ne olur. Ben böyleyim yavaş yiyorum diyerek devam edebilirsin. Neden aç kalkarak kendinden ödün veriyorsun?”

“Çünkü ben yemek yemeye devam edersem insanlar beni beklemek zorunda kalır. Onların vaktini çaldığımı ve rahatsız ettiğimi düşünüyorum. Otursalar da yemeğe devam edemiyorum zaten.”

“Rahatsız ettiğini nerden biliyorsun?”

“Öyle hissediyorum, bakışlarından, duruşlarından…”

“Ama bu onların problemi!”

Öyle değil ama işte pratikte. Bu çok rahatsızlık verici bir şey!

Buradan başlayıp bu anlarda kendimi “Yetersiz” hissetmeme kadar uzandı konu. Doğruydu sanırım. Kendimi yetersiz hissettiğim en eski anımı hatırlamaya çalıştık. Oradan çocukluğuma, evliliğime uzanan bir konuşma oldu. Kendimi zaman zaman yetersiz hissetmem ikili ilişkilerime ve bana zarar veriyordu. Boğulma korkumu da tetikliyor olabilirmişmiş. Bilemedim, olabilir.

Kendisine olan güven problemimden konu açtım. Bu konuyla ilgili de konuştuk bir süre. İstersem başka bir psikologla görüşebileceğimi, neden yöntem değiştirdiğimizi, psikolog ilişkisinde güvenin önemini anlattı. Yeni bir psikolog düşüncesi omuzlarımda bir ağırlığa neden oldu. Yeniden araştırma, karar verme sürecine girebilecek kadar mecalim olmadığını fark ettim. Kendisine bu konuşmadan sonra benimle devam etmek isteyip istemediğimi sordum. Benim düşüncem kadar onunki de önemli çünkü aksi halde bana yardım edemez. O devam etmek istediğini söyledi, ne diyecekti ki başka. Tak sepeti konula, herkes kendi yoluna mı? Benimki de laf!

Konu konuyu açtı ve seansın süresi doldu. Hap dışındaki konuları konuşmamızın iyi olduğunu, beni tanımasının önemli olduğundan bahsetti. Bir sonraki seansta su ve hipnozla devam edelim dedi.

Ve dünden beri aklımdan çıkmayan bir cümle kurdu.

“Su yemek borunuzdan midenize ulaşırken içmeye çalıştığınız hapın soluk borunuza kaçması mümkün değil. Su nedeniyle soluk borunuz kapanıp yemek borunuz açılıyor fizyolojik olarak.”


Sahiden de böyle miydi, bu kadar basit miydi?


2 yorum:

  1. Devam etmelisin...sabırla...ve kendine yumuşak yaklaşarak...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim desteğin için.

      Sil

Yazarsan bağ, yazmazsan dağ olur :)