15 Nisan 2014

Mantı Yaptım Baksana :)

İnanamıyorum, blogumda yazdığım ilk yemek tarifi postu. Bunu da mı yazacaktı ellerim, bu postu da mı görecekti gözlerim :) Bakmayın bu kadar duygulandığıma, mantı dediysem hazır mantı. Evet o kadar vahim durumdayım, hazır mantı yapmak insanlık için küçük benim için büyük bir adım :)
 
Hazır mantı olarak Pınar' ın Kayseri Mantısı' nı tercih ettim ancak lezzeti dört dörtlük değil bence. Deneyip beğendiğiniz hazır mantılar varsa yorum olarak yazabilirseniz denemek isterim.
 
 
Mantıyı paketin arkasında yer alan pişirme önerisini dikkate alarak hazırladım. Önce bir tencereye göz kararı su ve bir tatlı kaşığı tuz atarak bu karışımı kaynattım. Sonrasında bir paketin tamamını tencereye boşalttım. Paket için 4 kişilik yazıyor ama 4 kişi için az bana kalırsa. 2 kişi için dolu dolu birer tabak, 3 kişi için ortalama birer tabak çıkar.

 
Mantıları ortalama 20 dakika kaynattım ve bu süre zarfında ara ara karıştırıp, istediğim yumuşaklığa gelip gelmediğini kontrol etmek amaçlı tadına baktım. Mantılar kaynarken bir yandan mantı sosunu hazırlamaya başladım. Sos için bir çorba kaşığı tereyağı çok az da zeytinyağı kullandım. Yağ erirken 2 diş sarımsak soyup bir kaç parçaya böldüm. Yağ tam olarak eriyince sarımsakları atıp biraz yağla kavurdum. Sarımsağı sos yerine yoğurda da karıştırabilirsiniz ancak ben çiğ sarımsak yerine yağda kavrulmuş halini daha çok sevdiğimden sosta kullandım. Sarımsaktan sonra 1,5 çorba kaşığı biber salçası, 1 tatlı kaşığı da domates salçası ekledim sosa ve salçayı iyice kavurdum. Salça ve yağ oranını sizler de damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.
 
 
 
Salça kavrulduktan sonra sosa istediğiniz baharatı ekleyebilirsiniz. Ben 1 tatlı kaşığından biraz az karabiber, çok az da kimyon ekledim. Salça dolayısıyla sosun tuzu iyiydi bu sebeple tuz eklemedim. Kaynayan mantının suyundan 1 su bardağına yakın miktar ayırıp baharatlardan sonra sosa ekledim ve sosu pişirmeye devam ettim. Sos, suyunu biraz çekince altını kapattım.
 

 
 
Suyunu süzdüğüm mantıyı tabaklara -sevdiceğe azcık kıyak geçerek- böldüm. İstediğim miktarda yoğurt ve üstüne de sosumuzdan ekledim. Nanesiz olur mu peki, olmaz tabiii :)
 
 
 
Veeeee, afiyet olsuuun :)
 
 
 
Bu arada takipçilerime özel hediyelerim için katılım devam ediyor. Katılmak için tık tık.
 

11 Nisan 2014

Düğün Davetiyemiz

Davetiye konusunda daha önce Film Afişi Davetiye ve Cıvıl Cıvıl Davetiyeler adında 2 post yapmıştım. Bu postu okumadan önce onlara da göz atmak istersiniz belki diye ufak bir hatırlatma yapmak istedim ;)

Hatırlatmamı yaptıktan sonra postuma dönecek olursam;
Evlilik hazırlığı yaptığım dönemde ve sonrasında kiminle konuştuysam hepsi "Ya bence davetiye çok da önemli değil, kimse sallamıyor zaten." ana fikirli cümleler kurdu. Kimse sallamıyor da sen de mi sallamıyorsun kendi davetiyeni be kardeşim? Herkesin fikrine saygı duyuyorum elbette ama ben davetiye konusunu sallamaktan yana değildim, eşim de öyle. Gidip bir davetiyeciden herkeste olabilecek bir davetiye seçmek yerine bize özel, hem bize hem sevdiklerimize hatıra kalabilecek bir davetiyemiz olsun istedik. Evet biliyorum çoğu kişi sallamayacak, evet düğünden sonra pek çoğu çöpü boylayacak ama yine biliyorum ki yıllar sonra davetiyemize baktıkça mutlu olacağım ve yine eminim ki sevdiğim insanların evinin bir köşesinde göreceğim ben o davetiyeyi :)

Bu fikirle yola çıkarak nette gezinirken görüp beğendiğim davetiyeleri sakladım bolca. Aşağıda beğendiğim davetiye örneklerinin bir kaçını görebilirsiniz.







Davetiyemizi hazırlamak için ilk adım fotoğraf çektirmekti. Mekanın üzerinde çok fazla düşünmeden Boğaziçi Üniversitesi' nin kampüsünü seçtik. Kampüsü bilmeyen yoktur sanırım. Şahane binalar bile fotoğraf çekimi için yeterli olabilirdi :)

Fotoğrafımızı çekecek kurban elbette kardeşim. Yolda giderken kardeşimin arkadaşını, Erkan' ı da kapıyoruz ve kampüsün yolunu tutuyoruz. 2 ayrı makineyle fotoğraflarımız çekilecek, ouvv çok heyecanlı ;)

Fotoğraf çekerken davetiyenin yazılarını yazabileceğimiz boşluklar yaratmaya çalıştık mümkün olduğunca. Boğazı arkamıza alıp gökyüzünden boşluk yarattık, merdivenlerde otururken merdiven basamaklarından. Çimde oturduk-uzandık-yuvarlandık :) Bu sırada Erkan bizim kadar eğlenmedi tabi, bir ağacın üstünde fotoğraf çekmeye çalışıyordu çünkü :) Sonra Boğaziçi' nin o güzelim binalarını arkamıza aldık. Duvarlar da yazı yazabilmemiz için boşluk yaratacaktı.

Bu şekilde belli bir konsepte bağlı kalmadan uygun olabilecek tüm pozları çektik. Sonrasında fotoğraf beğenme ve tasarıma karar verme aşaması başladı. Bu kısım biraz sancılı oldu ama çok da iyi oldu çok da güzel oldu taam mı:)

Sonuç olarak karar verdiğimiz tasarım için en son görselde ki eşine kalp üfleyen kız fotosundan ilham aldık. Boğaziçi' nin o güzelim binalarının birinde yan yana iki pencerede oturduğumuz bir fotoğraf vardı. Ben kalp üfler gibi yapmıştım, eşim de "bu kız bana mı yazıyo yea" tarzında bir poz vermişti :) Fotoğraf seçildi, şimdi tasarım için Erkan' ın sihirli ellerine ihtiyacımız vardı. Erkan konusuna daha aşağıda değineceğim, az sabır ;)

Benim sözde kalp üflediğim yere küçüklü büyüklü kırmızı kalpler yerleştirdik. Oturduğumuz camın üst tarafında kalan kısma kocaman bir Evleniyoruz yazdık. Pencerenin aşağısında kalan ikimizin ortasındaki boşluğa da "Dünyanın en anlamlı Evet' ini duymak için" yazdık. Bu yazının altına da yer, tarih bilgilerini ekledik.

Davetiye hazırlarken yaşanan "Davetiye iki kişiliktir" veya "Çocukları getirmeyin döverim :)" yazsak mı yazmasak mı gel-gitlerini biz de yaşadık. Davetiye iki kişiliktir yazısını yazmayı düşünmedik çünkü iki tarafta da kalabalık aileler mevcuttu, bu bizce ayıp kaçacaktı. Çocuk mevzusuna gelince, düğünümüzün yapılacağı mekanda havuz vardı ve çocukların ordan oraya koşuşturduğu bir durumda kaza yaşanabilirdi. Böyle bir riski almak istemedik. Bir diğeri de, evet düğün videosunu izlerken oradan oraya koşturan çocuklar çok göz önünde olsun istemedik. Evet ileride benim de çocuğum olacak, bana böyle bir davetiye gelse ben de bozulacağım belki. Tamam bunların hepsini biliyorum, üstüme gelmeyin :) Ama nihayetinde düğün bizim düğünümüzdü ve nasıl olmasını istiyorsak öyle olmalıydı. Bu sebeple azıcık daha şirin görünür belki diye "Miniklere iyi uykular dileriz" yazdırdık. 

Annem davetiyeyi dağıtırken komşuların pek çoğu, "Ben gelemem belki, burada çocukları getirmeyin yazıyor, kızımı-oğlumu bırakacağım kimse yok ki " demiş, annem de durur mu "Siz onlara bakmayın canım, gelin hep beraber ne olacak" diye bizi ezip geçmiş. Tam bir tontiş ya :) Muhtemelen eşimin ailesinin tarafında da benzer muhabbetler olmuştur. Annelerin ezici gücünü de dikkate alarak bir de palyaço ayarladık. Düğün başlamadan gelen çocukların çoğu palyaçoyla beraber başka bir salona oynaya zıplaya gitti ve kazasız belasız bir düğün oldu çok şükür :)

Hazırlanan davetiyeyi nasıl mı bastırdık? Beşiktaş' ta Zeki Copy var bildin mi :) İşte orada bastırdık. Gidip en ucuz davetiyeyi seçmiş olsaydık bile daha fazla para verecektik onu belirteyim çünkü bu şekilde çok çok daha uyguna mal oldu davetiyeler. Davetiyemizin 80x120  boyutunda bir de posterini sert kartona bastırdık, onu da salonun girişine astırdık. Bu da oldukça beğenildi. 500 adet davetiye, 500 adet zarf ve poster için toplam 345 TL ödedik, gördüğünüz gibi oldukça uygun. Düğünden sonra ise etraftan "Biz de sizinki gibi bir davetiye istiyoruz" cümlelerini duymak ise paha biçilemez ;)

Bizim davetiye maceramız böyle, şunu da itiraf etmeliyim ki düğün hazırlıkları esnasında en eğlendiğim adımlardan biriydi davetiye ile ilgilenmek. Şimdi de bakıp bakıp mutlu oluyorum, var bende bi arıza du bakalım :)

Gelelim sizlere yukarıda bahsettiğim arkadaşımız Erkan' a. Erkan' ı tanıdım tanıyalı fotoğrafçılıkla uğraşıyor. Davetiyemiz için çektiği fotoğraflar, çekim esnasındaki profesyonelliği, pek çok şeyi daha biz düşünmeden düşünmesi ve fotoğraflar üzerinde yaptığı düzenlemeler -arkadaşım diye söylemiyorum- oldukça başarılı. Benim gibi bir cadıyı bile memnun etmeyi başardı o kadar söyleyeyim size. Biz düğün fotoğraflarımızı çektirdiğimiz sıra onlar da kendi işlerini kurmaya hazırlanıyorlardı, bu yüzden üzülerek söylemeliyim ki düğün dış mekan çekimlerimizde birlikte çalışamadık ama sizlere gözü kapalı önerebilirim. Siz de Erkan ve Biri Bizi Çeksin ekibiyle çalışmak isterseniz hemen  Biri Bizi Çeksin sayfasına ışınlanabilirsiniz ;)

Herkese güzel bir hafta sonu diliyorum...

Bu arada takipçilerime özel hediyelerime katılım devam ediyor. Katılmak için tık tık.

9 Nisan 2014

Damatlık Seçimi

Bugünkü postumuz damatlara ve müstakbel eşinin düğünde nasıl bir smokin giyeceğini önemseyen gelin adaylarına geliyor :)

Gelinlik olayı oldukça karışık ama damatlık mevzusunun da gelinlikten aşağı kalır yanı yok. Damatlık deyip geçmemek lazım. Spor kesimi, dar kesimi, 3 düğmelisi, 2 düğmelisi, tek yırtmaçlısı, 2 yırtmaçlısı derken pek çok seçenek çıkabiliyor karşınıza. Tabi bir de renk mevzusu var. Beyaz mı, siyah beyaz mı, sadece siyah mı yoksa daha iddialı bir renk mi :) Papyon mu takmalı kravat mı yoksa fular mı? Cepken giymeli mi giymemeli mi? Bu yoğurdu sarımsaklamalı mı yoksa sarımsaklamamalı mı diye milyonlarca soru akaaar gideeeer :)


Ben beyaz renk içeren damatlıkları pek beğenmiyorum. Yani zevkler değişir ama damada, az sonra sahneye çıkıp şarkı söyleyecekmiş gibi bir hava katıyor sanki :) Neyse ki sevdicek de benle aynı fikirdeydi de kriz yaşanmadı :)

Bizim kadar kolay damatlık seçen çift var mıdır bilmiyorum ama bunda canım eşimin payı oldukça büyük zira kendisi bir karar abidesidir. Karar veremediğin bir şey mi var, söyle karar versin o derece. Ben de aksine "Kararsız Kasım" modundayım :)


Marmara Forum AVM de dolanırken hiç hesapta yokken "hadi benim damatlığı alalım" dedi sevdicek ve 2 mağazada yaptığımız kısa bir turdan sonra bir baktık almışız damatlığı :)

Hangi mağazalara mı baktık? Önce Network' e girdik. Network' un kesimlerini-kalıplarını beğeniyorum. Dar kalıpları oldukça başarılı. Burada bir model beğendik. Sevdiceğe kalsa hemen alacaktık ama ben bir kaç yere daha bakalım deyip kolundan tuttuğum gibi çıkardım Network' ten. Sonra Beymen' e girdik. Burada da 2 model denedi sevdicek. Dar kesim olan cuk oturdu ve bu smokini Network' tekinden daha çok beğendik.  Rengini söylememe gerek yok sanırım, kırmızı deeeermişim :) Sade siyah elbette. Gömlek ise beyaz, düğmeleri siyah, dar kesim. Gömlek az biraz geniş olunca sevdiceğin beden ölçüsünü alıp daraltma yapacaklarını söylediler. Bu kısım biraz canımı sıkmıştı; nasıl olur, orijinali gibi durur mu diye biraz endişelendim ama sonucu görünce endişemin yersiz olduğunu anladım çünkü daraltma işlemi oldukça başarılı yapılmıştı.

Kravat mı papyon mu olayına gelince. Sevdicek "Asla papyon takmam" inadındaydı. Hem kravat hem papyon denedik. Aslına bakarsanız ben de papyon konusunda tereddüt ediyordum ama gördük ki smokinde papyon açık ara öndeymiş. Ayrıca kravat takınca düğüne katılan yakın akrabalardan bariz bir farkı olmayacaktı, damat farklı olmalıydı ;)

Cepken olayınaysa hiç girmedik. Düğünümüz yazın olacağından kullanışsız olur diye düşündük, iyi ki de almamışız. Gömlekle bile darlandı sevdicek :)
Sonuç olarak o sıra Beymen' de kampanya olduğundan smokin, gömlek, kuşak, papyon ve ayakkabıyı 1000 TL ye aldık. Şunu özellikle belirtmeliyim ki Beymen' den çok memnun kaldık. Damatlık bakarken mutlaka uğramalısınız ;)


Bitti mi bitmedi :) Damat yaka çiçeği diye bir şey var. Eşimin yakasına çiçek taktırmam için onu zil zurna sarhoş etmem gerekirdi, gördüğünüz gibi Türkan Şoray kuralları olan bir eşe sahibim :) Bir yaka çiçeği için tüm düğünü sarhoş bir eşi idare etmeye çalışarak mahvedemeyeceğimden böyle bir pislik yapmadım tabi ki dolayısıyla eşim yaka çiçeği takmadı. Kotla da gelse o dünyanın en yakışıklı damadıydı zaten, nema problema :) Yazarın burada gözünden kalpler fışkırıyor :)

Bizim o taraklarda bezimiz olmadı ama deli manyak şirin yaka çiçekleri var :) Misal;


"Yok ya bunlar değil eşi benzeri görülmemiş bir damatlık olmalı" diyorsanız aşağıdaki modeller olabilir derim ben :)

http://www.ekolgelinlik.com/damatlik.html


Bu arada takipçilerime özel hediyelerim için katılım devam ediyor. Katılmak için tık tık ;)

4 Nisan 2014

Biri Benim Ağzıma Terlikle Vursun!

Bazen ağzınızdan çıkan cümleyi havada hoooop diye yakalayıp ağzınıza geri tıkmak istediğiniz anlar vardır ya, işte o anlardan birini yaşadım az önce. İş yerinden bir arkadaşımla aile, hayat, okul mevzularından konuşurken "Baban ne iş yapıyor?" diye çıktı ağzımdan. O an gözleri doldu kızın, "Babam vefat etti" dedi, sonra toparladı anlatmaya devam etti. O kadar üzüldüm ki ne diyeceğimi bilemedim. Ağzımdan cılız bir "Afedersin bilmiyordum, başın sağ olsun." cümlesi çıkabildi sadece.  Bunu hep yapıyorum ben ve çok sinir oluyorum kendime. Artık büyüdüğümüzü, biz büyüdükçe sevdiklerimizin de büyüdüğünü unutuyorum. Oysa daha 24 yaşında gencecik bir kız, yolun çok başında. Ona yol gösterecek babacığının yanında olması gerekmez miydi diye isyan edesim geldi. Sustum ve şükrettim sonra, ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha anladım.



2 Nisan 2014

Sözsüzlük : Episode 1

Demokrasi : Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi, demokratlık.
İktidar : Devlet yönetimini elinde bulundurma, devlet gücünü kullanma yetkisi.
Kedi : Kedigillerden, küçük memeli hayvan, pisik.
Toma : Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı, zırhlı su topu.
Adalet : Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, hak ve hukuka uygunluk.
Twitter : 140 karakter kullanarak istediğiniz mesajı sizi takip eden kişilere gönderebileceğiniz bir mikroblog uygulaması.
Özgürlük : Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet.
Rüşvet : Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar.