20 Mart 2013

Ben Vol.1

- Yeni bir ajandaya başlayacaksam, yaklaşık 1 hafta toplantılara o ajandayla girer hiçbir şey yazmadan çıkarım. Ajandama yazacağım ilk yazı kayda değer olmalı. İlk sayfalarda yazıya özenirim, rengarenk kalemler kullanırım. Sonraki sayfalara ise üvey evlat muamelesi yaparım.
- Umumi tuvaletlerde hep giriş kapısına yakın olanı kabini tercih ederim, kapı önü olduğu için daha az kişi kullanmıştır gibi bir algıya sahibim.
 
 - Toplu taşıma araçlarında mümkün olduğunca az yere temas ederim. Hiçbir yere tutunmadan uzunca bir süre yol almışlığım vardır taa ki şoförün hayvanvari bir şekilde girdiği ilk viraja kadar. (Burada hayvanvari derken bütün otobüs şoförlerini kastetmiyorum elbette ama hakikaten böyle kullananlar var, onlar kendilerini biliyorlar.) Talihsiz viraj dolayısıyla illa ki tutunmak zorunda kalıyorum bir yerlere ama bir bilemedin iki parmakla J Ancak yanımda sevdicek varsa ona koala gibi yapışırım, viraj miraj vız gelir J

- Gıcık olduğum veya gözlerini dikip bana bön bön bakan bir hatunla bakışma düellosuna girerim. Bu bir iktidar savaşıdır, gözünü ilk ayıran elbette ben olmam.
- Ne kadar erken kalkarsam kalkayım hiçbir yere zamanında yetişemem. Gittiğimde de mutlaka yapmayı veya yanıma almayı unuttuğum bir şeyler olur.

Eeee okuyucu, "Aynı ben" diyen varsa beri gelsin J

4 yorum:

  1. Aynı ben dediğim tek nokta otobüs minibüs v.s. de bir yerlere temas etmeme çabam :)

    YanıtlaSil
  2. @Famelika: Ah o nasıl bir çabadır ki Oscar' ı hak eder :)

    YanıtlaSil
  3. İstanbul otobüslerinde bir yere tutunma gibi bir zorunluluğumuz yoktu ki zaten düşecek yer yoktu :(

    YanıtlaSil
  4. @Müstakbel Eşim: ehuehuhue, haklısın çoğu zaman öyle özellikle metrobüs ama arada denk geliyorum boş otobüslere :)

    YanıtlaSil

Yazarsan bağ, yazmazsan dağ olur :)