30 Mart 2013

Polikistik Over Ve Soğan Suyu Kürü

Polikistik Over "çok sayıda kist içeren yumurtalık" anlamına gelir. Polikistik Over, yumurtalıklarda çeşitli nedenlerle oluşan hormonal dengesizlik sonucu düzenli olarak gerçekleşmesi gereken yumurtlamanın bozulması ve yumurtalıklardan aşırı miktarda androjen (erkeklik hormonu) salgılanması durumudur. Bu hastalığın belirtileri arasında adet gecikmesi, gebe kalamama, tüylenme, kilo alma, sivilcelenme bulunmaktadır.

Bu ufak çaplı açıklamadan sonra esas bahsetmek istediğim konuya gelelim. Çok stresli bir dönemimde tanıştım bu hastalıkla. Bir yandan mezuniyet telaşı, diğer yandan iş bulma-karar verme telaşı...

Polikistik Over, bende adet gecikmesi belirtisiyle çıktı ortaya. Önceleri pek önemsemedim, hayatım düzene oturunca geçer dedim ama öyle olmadı mecburen doktora gittim. Testler, kontroller derken doktorum Polikistik Over olduğumu söyledi. Tedavi amaçlı da piyasada bulunan doğum kontrol haplarından birini verdi. Yaklaşık 1,5 yıl belli zamanlarda ara vererek kullandım doktorun önerdiği ilacı. İlaçları kullandığım sürece her şey yolundaydı ancak bıraktığım an yine hormonlarım tepetaklak oluyordu. 

1,5 yıl ilaç kullandığım halde bir arpa boyu yol gidememiş olmak sonunda tepemi attırdı. Canım annem duyduğu bir soğan küründen bahsetmişti daha önce ama ben normalde bile yemeklerden soğan ayıklayan bir insan olduğumdan duymazdan gelmiştim. Baktım böyle ilaçla olmayacak annemin sözüne kulak verdim ve soğan suyu kürünü kullanmaya karar verdim.

"Sonuçta soğan suyu, en fazla işe yaramaz" deyip içmeye koyuldum ancak hiç beklemediğim halde faydasını gördüm. 

Benim gibi soğan sevmeyenler için şunu belirteyim, soğan suyu ama öyle çok baskın bir tadı yok, burnunuzu kapatıp bir solukta içince çok anlamıyorsunuz tadını. Bende işe yaradığı için paylaşmak istedim. Bu kürün ne kadar yararlı olacağı, bünyeden bünyeye değişiyordur mutlaka. Dilerim kullanan herkes benim kadar şanslı olur.


Google' a "Soğan suyu kürü" yazınca pek çok bilgi bulabilirsiniz. Ben aşağıdaki gibi kullandım. Kürü hazırlama görevini üstlenen şanslı kişi olan canım annemin ellerinden öpüyorum. Sen bitanesin J

* Orta boy kuru soğan 3-4 parçaya bölünür.
* 1 su bardağı su ile kaynatılır. Kaynamaya başladıktan sonra 4-5 dakika daha kaynamaya devam etmesi beklenir.
* Elde edilen soğan suyu hafif ılıyınca içilir. Çok soğutulmadan içilmesi gerekir. Boğazınızı yakacak derecede sıcak içmeyin, aman diyim. Yani çok soğumamalı, çok da sıcak olmamalı. Ne uzattım arkadaş, anladınız siz onu J

Yukarıdaki tarif tek kişiliktir.

Bu kürü 15 gün akşamları içtim. Soğan suyu her seferinde taze hazırlanmalıdır. 15 gün bitince 1 hafta ara verip tekrar 15 gün kullandım.

Benimki sadece bir tavsiye. Kullanmadan önce doktora danışmanız veya internetten araştırmanız önemli. Mesela böbrek rahatsızlığı olanlar için bu kürü kullanmak problem yaratabilirmiş. Bazı yerlerde her gün kullanılmaması şeklinde uyarılar var. Çok şükür ben bir problem yaşamadım ama iyice araştırıp öyle kullanın arkadaşlar sonra bir sorun çıkmasın, üzülürüm.

Sağlıklı günlere...

25 Mart 2013

Çeyiz Hazırlıkları: Sarev

Malum, çeyiz hazırlıklarına devam. Bu ganimetleri Eminönü, Kürkçü Han' daki Aslıev mağazasından aldık.

Nevresim takımı kadro açıklarını kapatmak için nevresim takımı arayışım sürüyordu. Sade bir nevresim takımı ararken Sarev' in "Nina" pamuk saten nevresim takımını gördüm. Bu takımın normal fiyatı 200 TL civarındaydı sanırım, biz 160 TL' ye aldık.
Bu takımın içinde 1 adet nevresim, 1 adet çarşaf ve 4 adet yastık kılıfı var. Yastık kılıflarının 2' si kullanım 2' si süs için.


Bu çeyiz denen olayda uyku seti de olması gerekiyormuş J Yine Sarev' in uyku setlerine baktık ancak bu uyku seti denen meretlerin sade desenli yapılanı yok mu anlamadım. Hangisine baktıysam ya çok alakasız renkli ya da aşırı desenliydi. Ben aşağıdaki 2 model arasında kaldım. Zaten çok fazla seçeneğim de yoktu.

İlk görselde ki uyku setinin adı "Endless Tree", rengi bazı görsellerde kırmızı bazılarında ise pembe görünüyor. Gerçek rengini bilen beri gelsin. Mor olanın ki ise "Wallpaper".





Katalogdan beğendiğim modelleri gösterince "Endless Tree" modelinin ellerinde olmadığını söylediler, dolayısıyla "Wallpaper" ı aldım. Bu uyku setinin fiyatı -yanlış hatırlamıyorsam- 285 TL idi, biz 200 TL' ye aldık.

Uyku setinin içinde 1 adet yorgan, 1 adet yorgan koruyucu, 1 adet çarşaf, 4 adet yastık kılıfı ve 1 adet baza eteği var.

Bu arada "Wallpaper" ı aldım ama aklım da "Endless Tree" modelinde kaldı, "Endless Tree" geldiğinde gidip değiştirsem mi acaba diye. Daha iç açıcı görünüyor çünkü. Siz ne dersiniz, hangisi daha güzel sizce?

Yorumlarınızı bekliyorum arkadaşlar J

24 Mart 2013

Yine Güzel Bir Çekiliş Haberi

Şahane bir yatak örtüsü kazanmak için tık tık.

Kozmetik hikayeleri blogunun cici sahibesinin çekilişine katılmak için tık tık.

Melodram blogunun cici sahibesinin kozmetik ve aksesuar ağırlıklı çekilişine katılmak için tık tık.

22 Mart 2013

En Güzelinden Çekilişler

Yine güzel çekiliş haberleri var.

Alışveriş makyaj blogunun cici sahibesi şahane bir çekiliş düzenliyor. Katılım için tık tık.

Gırla fikir blogunun cici sahibesinin harika kitaplardan oluşan çekilişi için tık tık.

20 Mart 2013

Ben Vol.1

- Yeni bir ajandaya başlayacaksam, yaklaşık 1 hafta toplantılara o ajandayla girer hiçbir şey yazmadan çıkarım. Ajandama yazacağım ilk yazı kayda değer olmalı. İlk sayfalarda yazıya özenirim, rengarenk kalemler kullanırım. Sonraki sayfalara ise üvey evlat muamelesi yaparım.
- Umumi tuvaletlerde hep giriş kapısına yakın olanı kabini tercih ederim, kapı önü olduğu için daha az kişi kullanmıştır gibi bir algıya sahibim.
 
 - Toplu taşıma araçlarında mümkün olduğunca az yere temas ederim. Hiçbir yere tutunmadan uzunca bir süre yol almışlığım vardır taa ki şoförün hayvanvari bir şekilde girdiği ilk viraja kadar. (Burada hayvanvari derken bütün otobüs şoförlerini kastetmiyorum elbette ama hakikaten böyle kullananlar var, onlar kendilerini biliyorlar.) Talihsiz viraj dolayısıyla illa ki tutunmak zorunda kalıyorum bir yerlere ama bir bilemedin iki parmakla J Ancak yanımda sevdicek varsa ona koala gibi yapışırım, viraj miraj vız gelir J

- Gıcık olduğum veya gözlerini dikip bana bön bön bakan bir hatunla bakışma düellosuna girerim. Bu bir iktidar savaşıdır, gözünü ilk ayıran elbette ben olmam.
- Ne kadar erken kalkarsam kalkayım hiçbir yere zamanında yetişemem. Gittiğimde de mutlaka yapmayı veya yanıma almayı unuttuğum bir şeyler olur.

Eeee okuyucu, "Aynı ben" diyen varsa beri gelsin J

12 Mart 2013

İçimdeki Gemi

Mutfağın penceresinin önünde öylece durmuş üzerine titrediği bahçesine bakıyordu. Evlendikleri sene bu bahçeye bir fidan dikmişlerdi. O fidan büyümüş koca bir kiraz ağacı olmuştu. Şimdiyse bahçelerinin bir kısmı yol genişletme çalışması nedeniyle yola dahil edilmişti. Görevliler gerekli işlemleri yapmak için bahçelerinin dibindeydi. Biricik kiraz ağacı da bu çalışmayla beraber yok olup gidecekti.
Yüreği sıkıştı, daha fazla bakamayacaktı. Ocağa yöneldi, kendine bir çay koydu. Sandalyeye bıraktı bedenini. Üşüyordu. Temmuzun ortasında ne üşümesiydi böyle! Bedeni değil ruhu üşüyordu, anladı. Ağlamak istedi, ağlayamadı. Çok nadir ağlardı zaten. En son ne zaman ağlamıştı? Biricik kızını kucağına aldığı zaman galiba. Başını kaldırıp kocaman ve sessiz duran evine, mutfağına, salonuna, koltuklarına baktı. 20 yıl diye düşündü, dile kolay 20 yıl bu evde birbirimizi anlayamadan, mutlu edemeden yaşayıp gittik.
İkisi de karşıdakini kendisini anlamamakla suçluyordu. Anlayamadan 20 yıl, anlasaydık ne olurdu acaba diye geçirdi içinden. Belki daha erken bu noktaya gelirdik. 2 haftadır ne yüzünü görüyor, ne sesini duyuyordu. Son şiddetli kavgalarından sonra evi terk etmişti. Bu evde mutlu bir anları olup olmadığını hatırlamaya çalıştı. Olmuştu elbette, toplama vursak 2 yıl belki. Onu mutlu edebilmeyi diledi o an ve birbirlerini anlayabilmeyi. Bunu bütün kalbiyle istedi. Bunu hep istedi.
Kadın duygularının önemsenmesini istiyordu, er kişi ise biraz boş verebilmeyi. Ne erkek kadının duygularını önemseyebildi, ne kadın biraz boş verebildi.
Canı yanıyordu çünkü o yanında uyuduğu zamanlarda hala huzurluydu. Bu huzurun anlamı neydi? Aşk, emek, umut, alışkanlık yoksa acizlik?
Biricik kızına, babası evi terk ettiğini anlamasın diye telefonda bin türlü yalan söylüyordu ama nereye kadar? Yorulmuştu, korkuyordu, bu kez gerçekten bitmesinden korkuyordu.
Çalan kapı zili bütün bu düşüncelerinden uyandırdı onu. Bu halde misafir kaldıramayacaktı. Ayaklarını sürüye sürüye kapıya yürüdü. Zili çalan postacıydı. Yüreği sıkıştı yine, midesi bulandı. Elinin titrediğini hissettirmeden lanet zarfı alıp bir an önce kapıyı kapatmak istedi. Bütün kapıları… Postacının gösterdiği yere imzasını attı ve o çok istediği şeyi yaptı, kapıyı kapattı. Zarfı hızlıca açtı, beyninde bir anda siren sesleri yankılandı. Boşanma davası… Eşi boşanma davası açmıştı. Tekrar konuşmaya çalışmadan, yüz yüze bile gelmeden, öylece bitirmişti. Ayaklarının titrediğini hissetti. Nefes almalıydı, son bir gayretle mutfak penceresine yöneldi. Kiraz ağacının yerinde kocaman bir boşluk vardı. Kızgındı, umutsuzdu, nefret ediyordu. Neden nefret ediyordu? Kendisinden mi? Eşinden mi? Yoksa evrenin şu an ona yaptığı kozmik şakadan mı?
Dizleri taşımadı onu, yere yığıldı. Sarsıla sarsıla ağlıyordu. Kızının doğumundan bugüne kadar içine akıttığı bütün gözyaşları dışarı taşıyordu, içi taşıyamıyordu artık bu ağırlığı. İçindeki gemi karaya oturmuştu ve kaptan gemisini terk edeli uzun zaman olmuştu.
MES, Tidy Ghost

7 Mart 2013

Çeyiz Hazırlıkları: Karaca Home

Geçenlerde çeyiz alış-verişi için Tepe Home' a uğradık. Nevresim Takımımız yoktu, Karaca Home standına uğrayıp bi bakındık ve böylece ilk nevresim takımımızı almış olduk J

Karaca' nın bu nevresim takımının adı "Hena", fiyatı ise 89.90 TL. 


Nevresim takımını seçtiğimizde defosunun olup olmadığını anlamak için açmak istedik ama Tepe Home' da bizimle ilgilenen arkadaş ürünü açamadıklarını söyledi. El mahkum alıp geldik ürünü. Evde açıp baktığımızda nevresimin küçük bir bölümünde renk problemi ve ezilme gördük. Ertesi gün arayıp bilgi verdim, ürünü değiştirmek istediğimi söyledim. Görevli arkadaş 5 gün içinde ürünün aynısını getirteceklerini ve bize haber vereceklerini söyledi. 5. gün daha ben aramadan onlar aradı ve ürünümün geldiğini haber verdiler. Başım ağrımadan gidip değiştirdim, Tepe Home' un problemi hızlı ve sorunsuz çözmesi de çok hoşuma gitti. Genel olarak mı böyleler yoksa bana mı denk geldi bilemiyorum.

Nevresim takımını aldığımız gün 3 tane de mutfakta kullanmak için havlu aldım. Havluların her birinin fiyatı 3.90 TL. Çok kaliteli ve yumuşacıklar ayrıca zengin renk seçeneğine sahipler.


Bu havluların adı "Bambu Pure Havlu" olarak geçiyor. Ben ekru, pudra ve mürdüm renklerini seçtim.


Bugünlük bu kadar, herkese musmutlu günler...

2 Mart 2013

Kelebeğin Rüyası


Filmin Künyesi
Yapım : 2013 - Türkiye
Yönetmen : Yılmaz Erdoğan
Oyuncular:  Mert Fırat (Rüştü Onur), Kıvanç Tatlıtuğ (Muzaffer Tayyip Uslu), Belçim Bilgin (Suzan Özsoy), Farah Zeynep Abdullah (Mediha Sessiz), Yılmaz Erdoğan (Behçet Necatigil)
IMDb Puanı: 8,3

Filmin Konusu
1941 yılının Türkiye’sini, İkinci Dünya Savaşı dönemi ve mükellefiyet günlerini yansıtan film, iki genç şairin hayatla ama en çok da aşkla olan mücadelesini anlatıyor. 

Zonguldak' ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa' da da çetin bir savaş yaşanmaktadır. Belediye Başkanı' nın kızı Suzan' ın Zonguldak' a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer' in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940' lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer' in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir... 



Filmi izlemeye pek niyetim yoktu, benim dışında gelişen planlar sayesinde gittim. Sinemadan çıkarken de filmi gördüğüm için mutlu hissettim kendimi. 

Filmi izlemeye niyetim yoktu dedim ya dolayısıyla öncesinde pek incelememiştim nedir ne değildir diye. Sonrasında Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu isimlerini arattığımda bu şairlerin gerçek olduğunu öğrendim. Filmi izlerken içimi ezen sahneler birer birer geçti gözümün önünden...

Film genel olarak başarılı. Çok başarılı ince espiriler var, bu da senaristin Yılmaz Erdoğan olmasının artısı sanırım. Filmin ilk yarısı ikinci yarısına göre daha hareketli ve akıyor, sonlara doğru bir durağanlık başlıyor. Film biraz daha kısa olsa iyi olabilirmiş.


Kahkahalarla güleceğiniz, hüngür hüngür ağlayacağınız bir film değil ama her şey dozunda. Bazı sahneler çok güzel, fotoğraf karesi gibi öylece kalsın istiyorsunuz. Burada hafiften bir Nuri Bilge Ceylan esintisi sezdim. Anlaşılan Yılmaz Erdoğan "Bir Zamanlar Anadolu' da" filminde Nuri Bilge ile çalışınca kapmış bir şeyler J


Oyunculuklara gelince Mert Fırat ve Kıvanç Tatlıtuğ çok başarılıydı. Özellikle Mert Fırat bir tık öndeydi, tiyatro geçmişinden kaynaklı olsa gerek. Farah Zeynep Abdullah' ın rolü nispeten daha azdı ama ben beğendim. Belçim Bilgin ise vasattı bana göre, hem oyunculuk açısından hem de karaktere dış görünüş olarak uyum açısından. Güzel hatun eyvallah da lise öğrencisini canlandıracak kadar da çıtır değil yani. Misal, o rol Farah Zeynep Abdullah' a verilse daha gerçekçi olabilirdi.


Filmin pek çok sahnesinde içim ezildi, üzüldüm ama beni en çok etkileyen sahne Rüştü Onur' un, Mediha'nın acısını dindirmek için Mediha' ya soğuk duş aldırdığı banyo sahnesiydi. Bir yanda aşk bir yanda çaresizlik...

"Belki bir kelebek o kadar memnun ki rüyasından
Uyanmak istemiyor uykusundan..."


Hazır değinmişken Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu' dan birer şiir paylaşmadan bitirmeyeyim istedim postu.

HÜLASA - Rüştü Onur
Ben ölsem be anacığım
Nem var ki sana kalacak
Ceketimi kasap alacak,
Pardösümü bakkal
Borcuma mahsuben...
Ya aşklarım
Ya şiirlerim ne olacak
Ya sen ele güne karşı
Nasıl bakacaksın insan yüzüne
Hülasa anacığım
Ne ambarda darım
Ne evde karım var
Çıplak doğurdun beni
Çıplak gideceğim

BİR SEVDA ŞİİRİ - Muzaffer Tayyip Uslu
Sen, eski bir sevda şiirisin
Bir koku var sende
Sıcak yaz akşamlarına mahsus
Ellerinde mi
Saçlarında mı
Gözlerinde mi
Bilmem
Bir koku var sende
Sıcak yaz akşamlarına mahsus.

İyi seyirler...