31 Ocak 2013

Liebster Blog Ödülü Ve İlk Mim


Sevgili blogdaşım Eda Dolu beni mimlemiş, görünce çok mutlu oldum, teşekkürler Edaaaa J Bu benim ilk mim'im, ilk göz ağrım J

Peki nedir bu Liebster Blog Ödülü olayı? Liebster Projesi Award Ödülü kapsamında bir blogdaşınız sizi mimliyor ve size bir ödül veriyor. Siz de mim kapsamındaki 11 soruyu yanıtlayıp ödülü almaya hak kazanıyorsunuz.

İşte ilk mimimin soru ve cevapları…

1. Burcunuz nedir?
Boğa X Boğa’ yım J Evet, yükselenim de Boğa ve pek çok özelliğini taşıyan biri olarak söyleyebilirim ki Boğa’ lar candır J

2.En sevdiğiniz yemek nedir?
Karnıyarık ama canım annemin yaptıklarından J

3. En sevdiğiniz renk nedir?
Beyaz.

4. En sevdiğin ve sevmediğin makyaj malzemen hangisidir?
En sevdiğim makyaj malzemeleri göz kalemi ve dudak nemlendiricisidir. En sevmediğim ise allık, çok iyi kullandığım söylenemez J

5. En sevdiğiniz oje hangisidir?
Koyu renk ojeleri severim. Kırmızı, bordo, lacivert…

6. İlk makyaj malzemeniz neydi?
Şeffaf rimel.

7. Okumayı çok sevdiğin kitap türü var mı?
Araştırma, Korku - Gerilim

8. Etkisinde kaldığın bir kitap veya film var mı?
Kitap: Khaled Hosseini - The Kite Runner
Film: Black

9. Keşke bitmeseydi dediğin bir dizi var mı?
Asmalı Konak

10. Blog açmak nereden aklına geldi?
Benim gibi evlilik hazırlığı yapan arkadaşlarla fikir alış-verişi yapabilmek için açtım blogumu, iyi de yapmışım bence J

11. Bloglarda okumayı en çok sevdiğin tarz nedir?
Evlilik hazırlığı, DIY projeleri, dekorasyon, moda.

Mim sorularını cevapladıktan sonra, istediğiniz arkadaşınızı siz de mimleyebilirsiniz J

Eğer katılmak isterlerse, benim mimlediğim arkadaşlar şöyle:

28 Ocak 2013

A Moment To Remember


Filmin Künyesi
Yapım : 2004 - Güney Kore
Yönetmen : John H. Lee
Oyuncular:  Woo-sung Jung (Cheol-su), Ye-jin Son (Su-jin)
IMDb Puanı: 8,2

Filmin Konusu
Umutsuz bir aşkın peşine düşen ve sürekli yolları şaşıran bir kız, yine unutkanlık sonucu bir erkekle karşılaşır ve tesadüfler sonucu ona aşık olur. Biraz zorlamayla başlayıp, gerçek bir aşka dönüşen bu ilişki, zamanla gelişen umutsuz bir hastalığın kurbanı olacaktır. Ve aşkın tek besini anılar, yavaş yavaş silinir. Anıların silinmesiyle korku başlar.

Geçen akşam nişanlım ve kardeşimle film izleyelim dedik. Ne izlesek, ne izlesek derken Özcan Deniz' in “Evim Sensin filmi geldi aklımıza ama onu izlemek yerine filmin orijinali olan Kore yapımı “A moment To Remember i izlemeye karar verdik. Evim Sensin başka bahara artık J

Film genel olarak güzeldi. Başroldeki hatunun bütün anılarının yavaş yavaş silinmesi çok üzücüydü, buna karşın adamın eşine olan aşkı ve sabrı alkışlanasıydı. Vaktiniz varsa izleyin derim.

İyi seyirler...

23 Ocak 2013

Film Afişi Davetiye

Düğün davetiyesi pek çoğumuz için önemlidir. Şık mı olmalı, eğlenceli mi, yoksa farklı mı? 

Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişir elbette. Biz de nişanlımla bu sorunun cevabını netleştirmek için Evlilik Hazırlıkları Fuarı' nda davetiye standlarına göz gezdirdik. Nişanlım' a hangi davetiyeyi göstersem ııhhh, üstünde bizim fotoğrafımız olsun dedi, başka da bir şey demedi J İşin aslı ben de öyle istiyorum ancak yine de bir alıcı gözüyle bakmak istedim.

Sonuç olarak kararımız netleşti, davetiyemizde bizim fotoğrafımız yer alacak. Nişanlım daha önce bana Mete Horozoğlu' nun düğün davetiyesini göndermişti.  Fotoğraf çok iyi değil ama idare edin artık, internette ancak bunu bulabildim J




Ben de bu fikirden yola çıkarak romantik film afişlerini araştırdım. Bu afişleri davetiye olarak kullanmak yerine düğün mekanının girişi için de hazırlayabilirsiniz.

Düğün davetiyemiz bir film afişi olsaydı, nasıl olurdu? İşte benim seçtiklerim.




Hepsi birbirinden güzel ama ben en çok Aşk Gibi Bir Şey ve Beni Unutma filmlerinin afişini beğendim. 

Peki sizin düğün davetiyeniz bir film afişi olsaydı, hangisi olurdu?

18 Ocak 2013

Ya Sabır!

İşe gidip gelirken kullandığımız servislerdeki huzur önemlidir, özellikle İstanbul’ da vaktimizin çoğu yollarda geçiyor. Kimi zaman uyumak istiyoruz, kimi zaman kitap okumak. Bazen kötü bir gün geçirdiğimiz için sadece sessizlik…
Kimse konuşmasın, “tıp” oynayalım demiyorum elbette ama diğer insanlara saygılı olmak çok önemli.
Bu girizgahtan sonra esas konuya geleyim. Servisimizde gıcık bir hatun var. Gıcık kelimesi az kalır ama neyse insanlık bende kalsın. Boş boş şeylere güler, insanların halinden anlamadan hebele hübele konuşur, gereksiz detaylar anlatır. Elbette “ bana ne ” ancak ufacık serviste gereksiz konuşup gülmelerini duymamak elde değil.
Bu hatuna nasıl sinir olduğumu anlatacak kelime bulamıyorum. Bi dinleyin de iki kelam edin a dostlar…
Sene, geçen sene J Akşam bindim servise, gözlerimi kapadım az dinleneyim diye. Çok geçmeden bir koku ama öyle böyle değil. Midem ağzımda. Nedir bu koku derken dönüp arkama baktım ki bizim hatun elinde bir kap bir şeyler yiyor.  Sinirle döndüm önüme, bir şey demedim çünkü biliyorum ki çirkefleşecek, anlayacağınız kavgaya yer arayan bir şahıs kendileri. Sonraki dialog şöyle gelişti.
Hatun: Neden baktın mes!
Ben: Bir şey koktu da ona baktım.
Hatun: Peynir yiyorum.
Ben: Ama koktu.
Hatun: Ama ne yapabilirim, yiyorum ben bunu.
Ben: Başka bir şey yapıyorsun demedim zaten ama sabahtan beri bu sıcakta kapalı kapta kalmış belli ki, şimdi bu kadarcık yerde açınca kötü koktu.
Hatun: Peynir bu ya, nasıl kokabilir ki! Arkadaşlar koktu mu, biri bir şey söylesin.
Bi de böyle bir huyu var. “Arkadaşlar koktu mu?” Herkesten yorum alacak illa ki. Hatunun ne mal olduğunu bilen servis ahalisinden ses seda yok. Yanımda oturan kız da kokudan rahatsız olduğu halde tek kelime etmedi. Olayı büyüten ben oldum anlayacağınız, servistekilere de ayrı bir gıcık oldum. Bi de ben sustum o arkada hala söyleniyor, “Başkası olsa bir şey demez hep bana böyle yapıyor.” diye. Tamam ben sustum sen de sus dimi, ama nerde... Ben onun yerinde olsam utanırdım, akşam akşam kokuttum servisi, insanları rahatsız ettim diye. Ben mi çok düşünceliyim anlamadım gitti.
Sonuç olarak, zaten muhatap olmuyordum o gün bugündür günaydın bile demiyorum.
Elinizi vicdanınıza koyun arkadaşlar. Sabah dolaptan çıkmış, bütün gün o sıcakta kapta beklemiş peynir kötü kokmaz mı Allah aşkına, üstelik servis gibi küçük bir ortamda?
Bu hatun ayrıca sabah sabah serviste oje süren biri. Oje kokusu bütün servisi kaplıyor ama kimse gıkını çıkarmıyor.
Bugün de yeni bir saçmalığa imza atıp serviste tırnak kesti, var mı böyle bir gri - zekalılık?
Korkarım bir sonraki adım serviste ağda yapmak olacak!



12 Ocak 2013

İndirim Haberleri Vol.1

Çeyiz hazırlıkları için araştırma yaparken çok güzel indirim haberleri aldım, sizlerle paylaşmak istedim.

Varan biiir...
Tepe Home' da mobilyalarda %50 ye varan indirimler var. Son gün 20 Ocak.


Varan ikiiiii....
Bernardo' da 6 kişilik günlük yemek ve kahvaltı takımlarında net %50 indirim var.


Varan üüüüüüç...
Esse' de elektrikli ürünler hariç tüm ürünlerde etiketin yarısı kampanyası var.

Varan dööööört...
Linens' te seçili havlu, bornoz ve paspas setlerinde %50 indirim var. Kampanya için son gün 31 Ocak. Yine 31 Mart' a kadar seçili perde, döşemelik, duvar kağıdı ve perde aksesuarlarında %50' ye varan indirimler var. Ayrıca 15 Ocak tarihine kadar seçili nevresim takımlarından alanlara battaniye hediye!

Varan beeeeş...
Enza Mobilya' da nevresim ve yatak örtülerinde %25 indirim var.


Keyifli alışverişler...

10 Ocak 2013

Çeyizimin İlk Parçaları

Bir süredir yemek takımı, tencere takımı ve çatal kaşık bıçak takımı araştırmaları içindeydim. Araştırma esnasında bilinen pek çok yere baktım. Porland, Jumbo, Bernardo, Karaca, Hisar, Kütahya, Emsan...vs. Hangisi daha kaliteli, daha güzel, daha kullanışlı? Paslanır mı, kırılır mı, deseni çıkar mı? mı mı mı? Aklımda dolanan bütün bu soru işaretleri arasında kararımı verdim ve çeyizimin ilk parçalarını geçen ay - nihayet - aldım. Allah' ım hep güzel günlerde kullanmayı nasip eder umarım. Bu arada postu biraz gecikti ama olsun J

Yemek takımımı sade ve şık istiyordum, gönlüme göre de oldu. Ayrıca ben misafirlik takım, günlük takım şeklinde bir sürü tabak almak niyetinde de değildim. Aldığım takımı hem kendim için hem de misafirlerim için kullanacağım. Misafir bizden daha mı değerli ayol, 3 günlük dünya içimde kalmasın kullanayım diymi ama J 

Yemek takımı, tencere takımı ve çatal kaşık bıçak takımının hepsini Karaca' dan aldım. Hepsi peşin toplam 1.915 TL. 

Yemek takımımın adı "Karat Platin", 84 parça. Fine Bone, Monalisa koleksiyonundan. 


Tencere takımım adı "Sahra", 22 parça.


Çatal kaşık bıçak takımım ise 91 parça ama adını bulamadım. Onu da sade aldım ki her takımın yanına uysun J 

Yemek yiyebilmek için her şey hazır ama yemek yapmayı bilen yok, bir de onu öğrenirsem süper olacak J

5 Ocak 2013

Med Cezir

Üst düzey bir yönetici ofisine ilginç bir tablo asmıştı. Tabloda, karaya oturmuş büyük bir sandal resmedilmişti. İki kürek usulca kumda yatıyordu. Alçalan okyanus suları sandaldan on - on beş metre uzakta kalmış gibiydi. Büyük sandal çekilemeyecek kadar ağır, yerinden kaldırılamayacak kadar büyük görünüyordu. 

Resimde güzel görünen hiçbir şey yoktu. Bakana ilham verecek bir görüntüye benzemiyordu. Hatta insanın keyfini kaçıracak bir resim olduğu bile söylenebilirdi. O büyük sandal sular için yapılmıştı, okyanus dalgalarının üzerinde süzülmesi gereken güzel bir tekne, kuma gömülü duruyordu. 

Ancak resmin en altında yazan bir yazı, tabloya farklı bir anlam katıyordu. Yazıda şunlar okunuyordu:

"Çekilen sular her zaman yeniden yükselir." 

Bu yazı resimle ilgili yeni bir bakış açısı doğuruyordu. Sular yeniden yükseldiğinde, karaya oturmuş olan büyük sandal yeniden ait olduğu yere dönecekti. 

Resmin sahibi olan üst düzey yönetici büyük bir hayal kırıklığına uğradığı bir dönem yaşamıştı. Bir daha asla mutlu olamayacağını düşünürken, bu tabloyu küçük bir antika dükkanında görmüş ve sadece birkaç dolara satın almıştı. O resme her baktığında artık şöyle diyordu: 

"Sular her zaman yeniden yükselir."

Joel Osteen, "Its, Your Time",
Simon & Schuster UK, 2009