21 Eylül 2012

Evlenme Teklifi

Hepimiz için dönüm noktasıdır evlilik teklifi ve herkes için özeldir. Benim için de öyle…
3 ağustos 2012 de benim için önemli dönüm noktalarından biridir.  Uzun birlikteliklerde genelde doğal akışla evlilik yoluna girer çiftler, böyle uzun birlikteliği olan çoğu çift bu durumda evlilik teklifinin bir anlamı olmadığını söyler ancak benim için öyle olmadı. Hep önemli olduğunu düşündüm, hala da öyle :)
Benim hikayeme gelince…
Güzel bir cuma günü saat 17:00 civarı… Mes, bütün haftanın yorgunluğu omuzlarında şirketteki işleri yetiştirip, hafta sonu tatiline yuvarlanmak için can atmaktadır. O sırada beyaz atlı prensi masasının yanında belirir, bir elinde güller diğerinde tek taş… “Benimle evlenir misin?” der. Mes öylece kalakalır, şoklardan şoklara yuvarlanır :)


Evlilik teklifinin sürpriz olmasını isterdim hep, romantik tekliflerden yana değildi yüreğim ama bu kadarını beklemiyordum. Ne bileyim ucundan köşesinden fark ederim diye düşünüyordum, tam sürpriz oldu ama :)
Beyaz atlı prensim, beyaz gömleğiyle karşımda -beyaz çok yakışır sevdiceğe- nasıl hayır denebilir :) Kendime geldikten sonra nihayet “Eveeet” diyebildim.
Şirkete dışarıdan kişiler elini kolunu sallayarak giremez, kapıya gelip “Abi sevgilime evlenme teklif edeceğim, gözünü seveyim al beni içeri” desen de yemezzzz. Şok olmamın en büyük nedeni buydu, şirketten kimseyi tanımıyor, nasıl geldi, nasıl ayarladı? Sorular, sorular?
Yüzüğü kardeşimle almışlar, parmak ölçülerimiz aynıdır, yârim bu konuda şanslı anlayacağınız, olur mu olmaz mı derdi yok :) Sonrasında kardeşim şirketten bir arkadaşımın numarasını almış telefonumdan, iş arkadaşlarıma ulaşmışlar. Onlarla organize etmişler. Yöneticim iş görüşmesi diye aldırmış yârimi içeri. Elde güller ve yüzük kutusuyla nasıl iş görüşmesi anlam verememiş tabi güvenlikteki elemanlar :)  Yönetici söyleyince mecbur almışlar içeri. Veee süppprissss :)
Sonra çıktık şirketten, Sarıyer tarafına yemeğe gittik. Üstümdeki şoku atlatmış olacağım ki, yolda ağlamaya başladım (Evet, jeton yeni düşmüş oldu) :)
Böyleyken böyle, yukarıda "tam sürpriz oldu, hissederim diye düşünmüştüm" dedim ya, aslında biraz bir şeyler hissettim gibi gibi :) O gün çalışırken tarihe takılıyordu sürekli gözüm. “3 ağustos, hmm bu tarihin bir anlamı vardı sanki, neydi?” diyordum kendi kendime. Birkaç defa  “3 ağustos, ne güzel tarih, bir anlamı olmalı sanki ama bulamıyorum…” dedim. Tekliften sonra, düşüncelerimi hatırlayınca güldüm kendime, anlamı buymuş meğer :)